15 Aralık 2015 Salı

ey ruh...

ruhunu evde bırakıp sokağa çıkanlar
ruhunu yatakta bırakıp işe gidenler
ruhunu sokakta bırakıp eve dönenler
ruhunu salonda bırakıp yatağa girenler
bir adam/bir kadın uğruna
yanında kalp promosyonu ile
ruhunu teslim edenler
ruhsuz çalışanlar
ruhsuz sevişenler

bizim ruhumuz nereye gitti
sanırım farklı alemlerden birileri
ruh çağırıyorlar
ve sanırım bizim ruhumuzu çağırıyorlar

bir yere gidip, "geldik" diye üç kere tıkladığımız da yok
burada olup işin içine girebildiğimiz de
arada bir yerdeyiz
neredeyiz
hangi boşlukta
ya da kim bizi buraya çağırıp geri göndermeyi unuttu?

ey ruh lütfen geri gel
ve geldiysen de
üç kere tıklatma
sadece anı yaşa!

9 Aralık 2015 Çarşamba

beyaz ne renktir?

beyaz, bir renk değilse eğer
nasıl buluyorum bu beyaz sonsuzluğun içinde tüm renklerimi?
Sen O değilsen eğer
nasıl sıcacık oluyor kalbim bu kar soğuğunda?
tabiat beyazladı, çünkü mevsim bunu gerektirdi
peki sakallarındaki belli belirsiz beyazlar hangi mevsimden kalma?
bu kadar yüksekteyken
nasıl bu kadar derinlerdeyim?
bi çığlık atsam sanki yankısında tüm cevaplarımı bulacakmışım gibi
ama susuyorum
hep sustuğum gibi
içime çekilecek ne varsa çekiyorum
biraz tütün
biraz mey
bolca oksijen
ciğerlerimi şaşırtıyorum
kafası karışmış kalbimi bastırmak için...
ve işte tam da bu anda
beyaz, bir renk oluyor
dünyanın en güzel rengi ...

7 Aralık 2015 Pazartesi

biri

biri var
sanki hiç çocuk olmamış gibi biri
uzaktan bakınca soğukça
gözlerine bakınca sımsıcak
sıcak severim ben
sıcak iklim insanıyım
bu yüzden mi gözleri içime işliyor?
gözlerinin ışığı gözleri kör eder
ama suları çekilmiş bir deniz gibi
sakince,
sanki hiç çocuk olmamış gibi
heyecandan eser yok
heyecanını kimler almış?
bir ölüm geldi başına
biliyorum
ama bu heyecansızlık o ölümle ilgili değil
bilmiyorum
kalbinde bir salıncak var
herkes bilmez
o salıncakta şiirler yazıyor
manzarası sisli dağlar
manzarası batmakta olan güneş
dalından düştü düşecek bir yaprak manzarası
az önce bir fırtınayla içini boşaltmış bulutlar
manzarası deniz kokusu
manzarası yakamoz
ve katığı bi kadeh rakı
yahut taze demlenmiş çay...

gözleri onca sıcak
dağları onca karlı
biri...

30 Kasım 2015 Pazartesi

bayramlık bi kalp


Çok ayakkabısı olmayan bir çocuğun
yeni ayakkabı sevinci gibi
sevinçle
heyecanla...

seni seviyorum

hep yanımda olsan
Geceleri uyanıp uyanıp sana baksam
yepyeni bir heyecanla
'oh, rüya değilmiş, işte burada' huzuruyla

Ve ayakkabısı hiç eskimesin diye dua eden bir çocuk gibi
Hiç eskimese bu heyecan, bu his
diye
dualarla..


tüm neşemle
heyecanla
çocukluğumla
ve genç kızlığım
ve kadınlığımla
canımın en güzel yerinde
en masum en temiz duygularımla
en iyi niyetimle
gıcır gıcır kırmızı bir kalple

seni seviyorum

bir çocuğun bayram sabahı gibi



ben de seni sevmiyorum;

seni seviyorum.




10 Kasım 2015 Salı

yakın dövüş

aklım ile kalbim kavga ediyorlar yine
biri hırslanmış biri kırılmış
dilim lal
susuyorum
duymazlıktan gelmeye çalışıyorum
ama duyuyorum da
nasıl ki karı koca arasına girilmez ise
girmiyorum aralarına
kayıtsız kalıyorum
ikisi de ben
ama ikisi de yabancı
orta yola çok uzak
kuru gürültüye çok yakın
aklım ile kalbim kavga ediyorlar yine








5 Kasım 2015 Perşembe

çadır kampı


Birbirine karışmış kokular
Hafızamın derinlerine çekiyor beni
Tanıdık
Ama eski bir tanıdık
Köy ekmeği ve Bakkal kokusu

Renkler
Gözlerime yakın ama şehre uzak renkler
Yeşilin her tonu
Kahvenin sarının hazanın her tonu
Gözlerime çok yakın

Sesler
rüzgara karışmış tanıdık kuş sesleri
Bazıları da yabancı kuşlar

Güneş
Lütuf etmişcesine orda
İçime işliyor
Rüzgarla bir olmuş saçlarımı okşuyor



 

30 Ekim 2015 Cuma

canlı


Tek başına çok kalabalık olabiliyor
Kalabalık içinde tek başına kalabiliyorsun

İnsansın

Seni de anlamak lazım
Ama kim gönüllü ki seni anlamaya?
 
İnsan
Hayvan
Bitki
-Canlı-

Her biri farklı, belki de aynı bilinmez.
Bilmiyorum.
 

Bilmek neyi değiştirir?
Bilmek için de anlamak lazım değil mi?
Ama kim gönüllü anlamaya?

Canlısın
 
Sahi gerçekten;

Nefes aldığın için,
Kalbin attığı için,

 
Canlı mısın?


 

27 Ekim 2015 Salı

dudaktan ısıtmalı

sen hayattan konfor bekleyedur
yerden ısıtmalı bir ev isteyedur
ben dudaktan ısıtmalı heyecanlar yaşıyorum

Havasını şaşırmış soğuk bir Ekim gecesinde
yağmur bir olmuş rüzgar ile
yüzüme yüzüme vuruyor ayılayım diye

ayılmak istemiyorum

soğuktan mı yoksa heyecandan mı titriyorum bilmiyorum
dudaktan ısıtmalı bir heyecan yaşıyorum



19 Ekim 2015 Pazartesi

şiir


 

Onca şair onca şiir var
Bana mı kalır hiç yazılmamış bir şiir yazmak
Hiç hissedilmemiş bir şey hissetmek
Kaldı ki hissizleştim diyorum sıkça

Şair değilse şiir yazamaz mı insan?
Şiir yazan herkes şair mi olmalı?
Ya da yazdığın şeyin bir adı mı olmalı?

Zaten kimse okusun diye değilse
O zaman bu bir şiir hiç değil
bana benim yazdığım
daha benim bile anlamadığım
onca kafa karışıklığı
onca kalp kırıklığı
bunun adı şiir olamaz
ve ben de bir şair olamam

onca şair ve şiir varken
bana mı kalır şair olmak şiir yazmak

15 Ekim 2015 Perşembe

mucize




Bazen bir şeyler olur
Bi şarkı çalar
Yağmur yağar
Ocaktaki süt taşar
Şimşek çakar
Piyango biletine amorti çıkar
Tuttuğun takım gol atar
Yıldız kayar
Hıçkırık tutar
...
Bir şeyler olur işte
Yaşama dair sıradan şeyler
Yok yere hepsi sana O'nu hatırlatabilir.
Unutmak için verdiğin tüm çaban boşa gidebilir
Ve bunca sıradan şey inatla hatırlatırken O'nu sana
Hiç bir mucize unutturamaz!
 
 

9 Ekim 2015 Cuma

orkide

hep zor olmak zorunda mı güzel şeyler?

dün bir yazı gördüm, "güzel şeyler bedavadır." yazıyordu.
gülmek mesela,
sarılmak mesela...

evet ama bir şey bedava da olsa zor olamaz mı?
olur hem de çok zor olur öyle zor olur ki, öyle işte...

bazen gülmek bile zor olur, mecburen olur...
ayrıldığın için son kez sarılırsan birine,
sarılmak dünyanın en zor en acı şeyi olabilir.
öyle sarılmışlığım var oradan biliyorum.
ve hatta o şekilde sarıldığım biri çok iyi Orkide bakardı.
Orkide çok güzeldir ama bakması çok zordur.
ve ben O insana öyle sarılmış olmasaydım,
bu sabah çok güzel bir Orkide'yi kaybetmeyecektim belki de,
ve güne bir Orkide için ağlayarak başlamayacaktım.


bu yazının bir Orkide ile ilgisi yok
ama başlık Orkide.

1 Ekim 2015 Perşembe

1 Ekim


Keşke geçen sene bugün diye bir şey olmasa,
geçen ay bugün,
veya geçen hafta bugün...
 
Basit bir ‘geçen yıl bugün’ nasıl da canını acıtabiliyor insanın
Nasıl da çapının kat kat üstünde yaralar açabiliyor.
 
Bu tarihleri kim çıkardı, kim yaptı bize bunu?
Hep yeni tarihler olsa mesela,
Yeniden aynısı karşımıza çıkmasa,
Acıtmasa.
 
Bazen çok acıtıyor işte,
Ya bir ölümü hatırlatıyor,
Ya da ölümden öte bir kaybı…

İyi günleri hatırlamak için illa ki bir yol bulunur da
Yok mu kötü günleri unutturacak bir formül?

 

Keşke geçen sene bugün diye bir şey olmasa.

 

11 Ağustos 2015 Salı

geçmiş aslında geçmemiş


Baktığımız yer ile gördüğümüz yer aynı değil bazen
Şaşı da değiliz halbuki

Ama gel gör ki
Boş ise bakış doğru yere odaklanamıyor işte insan

Peki nasıl dikkatimizi doğru noktaya vereceğiz
Nasıl anlayacağız tam karşımızda duran değerin değerini

Yok işte olmayacak

O bizim burnumuzun ucunda durduğu sürece
Biz burnumuzun ucunu bile göremeyeceğiz
Sarhoş da değiliz halbuki

Sonra ne mi olacak
O olmayacak bir gün orada
Ve bizim ne hikmetse gözümüz açılacak birden
Hani nerde diye, kafası kopmuş tavuk gibi çaresizce oradan oraya koşturacağız
Nereye gitti
Şimdi buradaydı halbuki

Oradaydı evet ve sadece senin için oradaydı
çok durdu orada
çok çabaladı
çok baktı gözlerine
çok sarıldı sana
çok ağladı
çok değer verdi
çok sevdi

sen ne yaptın görmedin tüm bunları, görmek istemedin belki de

sonra peki ?
sonra ne oldu?

O olmayınca menzilde
Bol bol boşluğa dalıp O nu hayal etmeye başladın
Burnunun ucundayken O nu görmeyen ‘sen’
Burnunun direği sızlayacak kadar özleyen ‘sen’ e dönüverdi

Şimdi geri dönüp bakınca anlamadığın ne varsa bi anlam yüklüyorsun ya

İşte onu yapma!

Ve sen bunları yazdıran sevgili Venüs Retrosu, Eylül sonuna kadar sana tahammül edeceğim sonra lütfen yok ol!

 

12 Mart 2015 Perşembe

bi his


Bi his var
Adı yok
His sadece
Acı değil
Ağrı değil
Aşk değil
Nefret hiç değil
Hiç olmadı ki

Bi his
Bir yer sızlıyor
Ama neresi olduğunu bilmiyorum

Bi his ki
Geç kaldım telaşı da var içinde
Daha dur uyarısı da
Yer yön zaman mekan yok bazen
Şuursuz bir his


Dışarıdaki onca kalabalığa rağmen
İçindeki bunca yalnızlık
Ve nafile bir çaba
Bu hissi alt etmek için

Onca merak onca heyecan
Hemen ardından gelen bezmişlik, boş vermişlik
Bu his biraz soğuk
İçimi titretiyor
 

Bazen de ılık ılık

 
Bi his var
Adı yok
Hiç olmadı ki