21 Ocak 2014 Salı

armut çöpü


 

Alabildiğine yeşil yeryüzü ile alabildiğine mavi gökyüzü arasında yaşayan güzel insanlar vardır bir vakitler...
Bu güzel yerde küçük bir gelin kız ile ondan biraz büyük damat vardır.
Aileler isterler onlar da gelin ve damat olurlar...

Aşk yoktur o zamanlar,

Aşk vardır ama adı aşk değildir!
Love değildir, smile değildir, renkli kalpler değildir, mesajlaşmak değildir, buluşmak değildir...
Değildir işte...

O zamanlar aşk;

Evlendiğin erkek/kız nasıl biri acaba?

Sarışın mı - esmer mi?, Uzun mu - kısa mı? merakı,
Ya çirkinse,  ya kötü biriyse korkusu,

Ve bu duyguların ortaya karışık hali olan bir heyecandır yalnızca.
Emine ile Faik aynen böyle bir hikaye ile evlenirler.

Ama birbirlerini görünce de severler ne mutlu ki...
Kalabalık bir aile ile aynı evde yaşamaktadılar ve şimdi bizim çok kolay anlayamayacağımız saygı kuralları vardır o evde,

Ele ele tutuşmak, sarılmak, öpmek, sohbet muhabbet de yoktur büyüklerin yanında, ancak tarlada bahçede yabancı biri ile konuşur gibi uzak ve kaçamak sohbetler...

Yeter mi?

Yetmez!
Bir de gurbet vardır bu hikayede
Birbirlerine doyamadan bulundukları şartlardan dolayı, evleneli daha bir ay olmuşken  gurbet yolu gözükmüştür  Faik’e...

Vedalaşırken,
Emine ağaçtan bir armut koparıp Faik’e  verir utanarak...

Faik seve seve yer ve bittikten sonra da atmak yerine armudun çöpünü Emine’ ye uzatır O atsın diye, son son nazlanıyorlardır birbirlerine.
Ve Faik taze gelinini ardında bırakır da düşer gurbet yollarına...

Emine gelin ufacık tefecik boyu ile kendisinden beklenen, boyundan büyük ev işlerini yaparken yalnızca kocasından gelecek bir mektubun hayalini kurar aylarca,

Derken bir haber gelir,
Faik hasta, sayılı günler...
Mektubunu beklediği kocasının cenazesi gelir!
Emine’ye kocasından kalan tek hatıra, atmak yerine cebine koyduğu armut çöpü olur.
Yaşı küçük olduğu için baba evine geri döner.

Bir daha da asla evlenmez.

Ufacık tefecik bir gelinken kocaman yükler biner  yüreğine...
Emine hiçbir zaman anne olamaz belki ama Emine Annesi olur herkesin, çok sever ve çok sevilir...

Yıllar geçse de üstünden arada bir eteğinin içine diktiği kesesinden çkarıp gösterir kuruyup minicik kalmış armut çöpünü...
Sonra bir gün O’nu seven herkesi bırakıp damat Faik’in yanına gider...

Toprak kazılır...

O derin ve büyük karanlığa ufacık tefecik Emine ile birlikte kurumuş armut çöpü de bırakılır...

 

Kocaman bir hayat, küçücük bir armut çöpü ve gerçek bir aşk.





 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder