23 Haziran 2012 Cumartesi

küçük kız ve büyük dostlar

ben çocukken,
oturduğumuz apartmanda çok güzel komşularımız vardı,
Dalya Apartmanında...
Sevgi teyze ile Ali amca vardı mesela,
terzi Ali amca...
Akhisar'dan gelmişlerdi.
beş çocukları vardı,
bir öğretmen,
bir Toprak Çocuğu :)
bir fotoğrafçı,
bir Zafer abi,
bir Bilim Kadını!
hepsini çok severdim,
hala da çok severim!
görüşmeyeli yıllar oldu,
görseler de tanımazlar şimdi!

Neşe ablam en sevdiğimdi,
küçük kızın büyük dostuydu O...
ben ilkokullu, O üniversiteli,
Dokuz Eylül'e giderdi yürüyerek,
beni de götürmüştü bir vakit,
farelerle dolu, çok pis kokulu odalardaydı dersleri!
eve de getirmişti, Hamster'di galiba...
okulda daktilo vardı,
oyalanayım diye başına oturtmuştu beni,
ilk ve son kez dokunduğum daktiloydu o...

evleri Sevgi teyzemin sevgili çiçekleriyle doluydu,
bir gün pikniğe niyetlenmiş gidememiştik de,
saksılarla salonda çember yapıp ortasında piknik yapmıştık :)
Sezen Aksu çalıyordu 'eller günahkar'

Ali amcanın terzi dükkanı da aynı mahalledeydi,
gider gelirdi,
beyaz saçları, hep gülen nurlu yüzüyle...

sonra Yusuf Abi'nin çamurları vardı...
çamurdan bir dünyanın içinde dünya tatlısı bir delikanlı,
bir parça çamur verirde ne mutlu ederdi beni,
şekilden şekle sokardım kendimce,

zaten o ev hep çamur ve yemek kokardı...
bi de kumaş kokardı...
iki odalı evde beş nüfus vardı,
bir de ikizler gelirdi,
Azize ve Azime...
sanatçı ve sıska ikizler,
kıvırcık saçlar, siyah çerçeveli gözlükler,boncuklar...
hayatımda gördüğüm ilk enteller,
kendileri de Toprak Çocuğu bu arada!

Erkin abi İstanbul'da okuyor o zamanlar,
gazetecilik miydi, fotoğrafçılık mı?
ama fotoğrafçı olduğunu biliyorum sanki, neden?
hatta yıllar sonra Buca'da otobüsle önünden geçtiğim bir fotoğrafçının tabelasından gördüm kendisini :)

Zafer Abi,
genelde elinde bira şişesiyle apatmanın önünde oturan hali geliyor aklıma,
o zaman aklım ermezdi ama sanırım Sevgi teyze ve Ali amcaya kızıyordu,
yatılı okula mı vermişler ne, flu biraz..
bi baltaya sap olamam ben derdi içerdi,
ama hep çok iyi biriydi, abiydi!

Necla abla vardı bir de İstanbul'da yaşayan,
öğretmen,
O'na sorsan beni asla bilmez,
ama İzmir'e geleceği zaman evde yaşanan bayram havasından bilirdim ben kendisini...

hepsi iyi hepsi hoş,
hepsi insan beş evlat...
dünya tatlısı anne ve baba,

sonra bi gün Neşe ablanın yanında bi adam belirdi,
Hulusi,
O da kıvırcık, O da gözlüklü,
ama sıska değil :)
sonra bu Hulusi Bey,
alıp götürdü benim büyük dostumu taaa Amerikalara :(
gitmeden önceki günlerde,
banyonun karşısındaki odada,
loş olduğunu hatırlıyorum,
hafızam beni yanıltıyor olabilir ama eğimli bir masada İngilizce çalışırdı büyük dostum Neşe...
o çalışırdı,
ben üzülürdüm...
...haritada sorsan yerini bulamayacağım yere gideceği için!
gitmeden önceki gece, geç saat eve inerken ben,
bi heves kendine aldığı Tenis raketini bırakmadım elimden,
'al şimdi sonra Yusuf abine verirsin' dedi.
rengarenk Armani marka bir raket,
hiç vermedim Yusuf abiye raketi,
hala İzmir'de evimizde,
pembe sayfaya yazdığı hatıra yazısı, bir de fotoğraf o kadar...
sonra ya bir ya iki kere gördüm Neşe ablayı,
yıllar sonra sanal dünyada kesişti yollarımız,
bu bile güzel..

Yusuf Abi ve Erkin Abi, ikizler ile evlenmişler :)
Toprak Çocuklarını kurmuşlar,
sanat yapıyorlar...
Ali amca vefat etmiş :(
Sevgi teyze hala İzmir'de diye biliyorum,
böyle bi aile var benim aklımda,
çok güzel bir aile,
maldan mülkten fakir,
mutluluktan zengin,
güzel aile...
ben böyle insanların içinde büyüdüm,
ben küçük kızdım,
onlar büyük dostlarım...






4 yorum:

  1. Merhaba,güzel anlatmışsın Ayşe Kız, Yusuf benim sınıf arkadaşım olur, çok iyi arkadaşım. Güzel bir tesadüf olmuş bu, çok memnun oldum, epey bir kulaklarını çınlattık değil mi?
    Sevgilerimle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      çok güzel bir tesadüf gerçekten, ben de çok memnun oldum...
      gerçekten epeyce kulakları çınladı :)
      sevgilerrr:)

      Sil
  2. çok güzel bir yazı olmuş ellerine sağlık:) alıp götürdü beni anlattığın İzmir'e ben de tanıştım sanki o mutlu aileyle o kadar güzeldi yani:)

    YanıtlaSil