15 Haziran 2012 Cuma

çocuk!

balkonda oturmuş çayımı içerken,
sokakta yürüyen bir çocuk gördüm.
boyuna, fiziğine bakıp 19 - 25 yaş diye düşündüm,
sendeliyordu,
ha düştü,
ha düşecek,
arabalardan destek almaya çalışıyordu.
mavi t-shirt vardı üzerinde,
siyah, yanları beyaz çizgili bir eşorfman vardı altında,
ayağında lastik ayakkabılar.
yanık tenliydi,
güneşten mi, doğuştan mı bilemedim!
çok sendeliyordu,
apartman duvarları yardımcı oldu belli belirsiz,
tüye dokunur gibi dokunup ayrılıyordu arabalardan,
çayımdan bir yudum daha aldım.
yutamadım, boğuldum sanki...
engelli mi?
hasta mı?
yoksa uyuşturucu madde mi?
uyuşturucu gibi!
kollarına baktım sonra,
yaralar vardı,
dirsekleri şişmişti,
dirsekleri kabuk bağlamıştı,
belli ki düşmüştü de!
belki yanlış tahmin etmişimdir yaşını, benden bile büyüktür belki,
anne olmak istedim ben o an,
O'nun annesi,
koşarak ayağımdaki ev terliklerimle sokağa, yakalayıp sarılıp öpmek istedim.
eve getirip yıkayıp paklamak koca delikanlıyı, uyutmak istedim yumuşacık yatakta.
acaba hiç sırtı yumuşak yatak gördü mü diye düşündüm ağladım,
annesi babası nerede diye ağladım,
kardeşi yok mu diye ağladım,
sabah, öğle ve akşam yemeği yedi mi hiç aynı günde diye ağladım,
içtiğim çaydan da utandım,
yaptığım balkon sefasından da
etrafından umursamadan geçen, onu görmezlikten gelen insanları görünce,
insan olduğumdan utandım!
hiç birşey yapamadan baktım arkasından,
ağladım sadece,
sonra da çayımı tazeledim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder