10 Şubat 2012 Cuma

Bir Küçücük Nisacık Varmış...



Teyze olmak başka bir şey,
Ablamın kızı Nisa, Kasım 2008 doğumlu. Nisa iki yaşındayken ben İstanbul’a taşındığım için ilişkimizin büyük kısmı telefonda devam ediyor. Maksimum iki ayda bir de İzmir’e gitmeye çalışıyorum. Arada bir de onlar geliyorlar.
Ben zaten hep çocukları çok seven biriydim, şimdi bir de kanım canım olunca durum iyice çığırından çıktı bende! O kadar ki, yani canım annemi de çok özlüyorum ama günlük telefon konuşmalarımızda anneme nasılsın demeden Nisa’yı sorduğum zamanlar oluyor.
Bir gün kendi çocuğum olunca da bu kadar sevebilir miyim acaba diye düşünüyorum zaman zaman…
Ayşe’yim ben Nisa için teyze değilim asla… ‘Ayşecim seni çok özledim.’ diyor telefonda, izlediği çizgi filmi anlatıyor. Pepe hanımey oynuyorsa telefonu bırakıp ‘hanımey hanımey’ diye oynayarak uzaklaşıyor.
Sayesinde Caillou, Pepe, Keloğlan, Laura’nın Yıldızı, Kahverengi Ayıcık vb. tüm çizgi filmleri biliyorum.
Ona elbiseler, oyuncaklar alıyorum. Telefonda 'Nisacığım sana kırmızı bir elbise aldım.' diyorum, ‘peki topuklu ayakkabı da aldın mı?’ diye soruyor. Kalıyorum öylece!!
Bize geldiklerinde ya da biz İzmir’ gittiğimizde eşim bana sarıldığında ‘bırak O benim Ayşem’ diyor ve eşime de gıcık oluyor :)
Ama gerçekten de öyle yani bu hayatta birinin Ayşe’si olacaksam seve seve Nisa’nın Ayşe’si olmayı tercih ederim.

Başta da yazdığım gibi, teyze olmak başka bir şey, öyle bir şey…

2009



 2010

2011
 







 

4 yorum: